Doç. Dr. Buğra Sarı Tarsus Açıkkapı Derneği’nde Konuştu

Anasayfa > Haberler > Doç. Dr. Buğra Sarı Tarsus Açıkkapı Derneği’nde Konuştu

Tarsus Açıkkapı Derneği'nde düzenlenen konferansta konuşan Doç. Dr. Buğra Sarı, Türkiye'nin Ortadoğu'da yürüttüğü stratejik hamleleri ve Suriye denklemini detaylarıyla ele aldı.

Doç. Dr. Buğra Sarı tarafından Tarsus Açıkkapı Derneği Konferans Salonu'nda "Diplomasinin Önemi ve Suriye'deki Gelişmeler" başlıklı kapsamlı bir seminer gerçekleştirildi. Seminer kapsamında Türkiye'nin Ortadoğu'daki vizyonu, bölgesel bağlantısallık hamleleri ile Suriye sahasındaki stratejik gelişmeler derinlemesine ele alındı. Doç. Dr. Sarı, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle çok yönlü bir diplomasi ağı kurduğunu belirtti.

ORTAK BİR PLANLAMA

Türkiye'nin bölgeye yönelik adımlarının dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacağını savunan Sarı, Ankara'nın geniş bir coğrafyada geliştirdiği ilişkilerin ortak bir planlama dahilinde okunduğunu aktardı. Sarı'ya göre Türkiye, Afrika Boynuzu'nda Somali, Kızıldeniz hattında Sudan ve Basra Körfezi'nde Katar ile güçlü bir diplomatik yapı inşa ediyor. Irak ile hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi ve Suudi Arabistan ile Pakistan eksenindeki temaslar da bu bağlantısallık vizyonunun önemli yapı taşları arasında bulunuyor.

TÜRKİYE VE İSRAİL ZITLIĞI

Bölge ülkelerinin kapasite artırımını ve ülkeler arası karşılıklı bağımlılığı hedefleyen bu adımlar, Türkiye ile İsrail'in Ortadoğu vizyonlarındaki zıtlığı da gözler önüne seriyor. Seminerdeki değerlendirmelere göre iki ülke arasındaki temel uyuşmazlık sadece ikili sorunlardan beslenmiyor. Asıl ayrışma noktası, Ortadoğu'nun geleceğine dair farklı yaklaşımlarda yatıyor. Türkiye ekonomik olarak birbirine bağlanmış istikrarlı devletlerden oluşan bir düzeni desteklerken İsrail kendi güvenliğini bölgesindeki devletlerin zayıflatılması üzerinden sağlamayı amaçlıyor.

BÖLGESEL DÜZEN MÜCADELESİ 

Bu iki farklı stratejinin en sert şekilde karşı karşıya geldiği sahanın Suriye olduğunu vurgulayan Sarı, konuyu geniş bir perspektifle değerlendirdi. Ankara yönetiminin Suriye'nin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınmasını destekleyen tutumunun, İsrail'in güvenlik perspektifiyle ciddi şekilde çeliştiği ifade edildi. Bu sebeple Suriye üzerinden yaşanabilecek olası krizlerin, salt sahadaki askeri hareketlilikten ziyade büyük bir bölgesel düzen mücadelesi çerçevesinde ele alınması gerektiği aktarıldı.

DİPLOMASİNİN GÜCÜ VE ÖNEMİ

Türkiye'nin olası bir sıcak çatışma ortamına çekilmesinin yükselen bölgesel stratejisini yavaşlatma riski taşıdığını kaydeden Sarı, diplomasinin gücüne ve önemine dikkat çekti. Geniş bir coğrafyada kurulan siyasi ve ekonomik ağın Türkiye'nin etkisini her geçen gün artırdığını söyleyen Sarı, ülkemizin mevcut krizlere anlık tepkiler veren bir aktör olmanın ötesine geçtiğini belirtti. Türkiye'nin doğrudan bir savaşa girmeksizin İsrail'in bölgesel planlarını boşa çıkarabileceği bir geleceğin inşasına katkı sunduğunu anlatan Sarı, tüm bu süreçte diplomasiyi merkeze almanın hayati önem taşıdığını vurguladı.

Anadolu Federasyonu vizyonuyla da örtüşen bu ufuk açıcı etkinlik, katılımcıların bölgesel gelişmelere dair sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.