Emir Komuta Zinciriyle İyilik İnşa Edilemez

Anasayfa > Haberler > Emir Komuta Zinciriyle İyilik İnşa Edilemez

AKADDER hizmet içi eğitim programında sivil toplum kuruluşlarının işleyişine dair tarihi özeleştiriler yapıldı. Kapalı teşkilatlanma modellerinin ve itaate dayalı sistemlerin sivil alanın ruhuna aykırı olduğu vurgulandı.

Nevşehir Kozaklı'da gerçekleştirilen AKADDER hizmet içi eğitim programı kapsamında düzenlenen “Birlikte Çalışmanın Gerekçesi ve Eleştirisi” başlıklı panel yoğun ilgi gördü. Nesrin Karataş'ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda Tansel Köseoğlu, Ayşe Okudan, Dürdane Ateş ve Mehtap Kaya sivil toplum kuruluşlarının güncel sorunlarını ve gelecek vizyonunu tartıştı. Oturumda geleneksel yardımseverlik anlayışından sürdürülebilir toplumsal etki modeline geçişin sancıları ve teşkilatlanma süreçlerindeki eksiklikler detaylı bir analizle değerlendirildi.

SİVİL TOPLUM BİR KORO İŞİDİR

Moderatör Nesrin Karataş sivil toplumun mevcut durumunu bir geçiş aşaması olarak tanımlayarak bu kurumların gönüllülük ve ikna üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Karataş, sivil toplumun neliğini belirleyen temel sütunları rıza, özerklik ve kamusallık olarak özetlerken bu yapıların devletten talimat almadığını ve kâr amacı gütmediğini belirtti. Birlikte hareket etmenin gücüne değinen Karataş "Sivil toplum bir koro işidir" diyerek bireysel çabaların kolektif bir amaca hizmet etmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca sivil alanın pasif bir itiraz yeri olmaktan ziyade çözüm üretme makamı olduğunu "Sivil toplum, şikayeti projeye dönüştürme sanatıdır" sözleriyle ifade etti.

KÖTÜLÜKLE MÜCADELENİN EN DOĞRU YÖNTEMİ

Sunumunda sivil hareketin varoluş felsefesini aktaran Mehtap Kaya ise bu yapıların resmi normların yetersiz kaldığı noktalarda fertleri ve toplumu birbirine kenetleyen bir işlev gördüğünü kaydetti. Kaya; sosyal, kültürel, dini, ahlaki ve konjonktürel gerekçelerle sivil hareketlerin şekillendiğini belirterek yeteneğin toplumsal faydaya dönüşmesinin önemini vurguladı. Kaya'nın aktarımında öne çıkan "Bilinçli ve sürdürülebilir iyilik, kötülükle mücadelenin en doğru yöntemidir" değerlendirmesi sivil hareketin bütünsel mimarisini özetler nitelikteydi.

HATALARIMIZI KABUL ETMELİYİZ

Panelin en dikkat çekici kısımlarından biri Dürdane Ateş'in teşkilatlanma üzerine getirdiği yapısal eleştiriler oldu. Sivil yapıların kapalı ve gizemli olmasını eleştiren Ateş "Araç amacın önüne geçerse bir uzun vadeli güven kaynağı oluşturamaz" diyerek kurumsal sapmalara karşı uyarılarda bulundu. Ateş teşkilatın sadece bir araç olduğunu ve asıl meselenin temel gayeye ulaşmak olduğunu belirterek "Gerçeklikle yüzleşmek ve kabul etmek en temel ihtiyacımız" ifadelerini kullandı. Emir komuta zincirine ve eleştiriyi reddeden yaklaşımlara karşı çıkan Ateş "İleri gidebilmek için hatalarımızı, eksiklerimizi kabul etmeliyiz" sözleriyle güçlü bir özeleştiri çağrısı yaptı.

EDİLGEN GÖNÜLLÜLÜĞE HAYIR

Ayşe Okudan da bu eleştirileri destekleyerek gönüllü hareketlerin zamanın ruhuna ayak uydurması gerektiğini vurguladı. "Dünya ve insanlığın değişip dönüşümüne göre gelişmek zorunda" diyen Okudan, tek tip düşünce dayatmalarının sivil alanın doğasına aykırı olduğunu savundu. Okudan "Başkası söylesin ben yapayım demek potansiyelini ortaya çıkarmadan kendini geliştirmeden aslında sorumluluk alıp hiç riske girmeden yorulmadan çalışmak demek" diyerek edilgen gönüllülük anlayışına net bir itiraz getirdi. İnsanın kendi aklını kullanarak da bu yapılarda yer alabileceğini savunan Okudan değişime direnen kurumların tarihi dönüşümün gerisinde kalacağını aktardı.

AŞILMASI GEREKEN KRİTİK EŞİK

Sivil hareketin dili ve üslubu üzerine konuşan Tansel Köseoğlu dışlayıcı söylemlerden uzaklaşarak hikmet ve güzel öğüdün merkeze alınması gerektiğini ifade etti. "Yaptığımız faaliyetlerin başarılı olması için kuşatıcı ve etkili bir dile sahip olmamız gerekir" diyen Köseoğlu , sivil yapıların diyaloğa her zaman açık olmasının altını çizdi. Kurum içi şeffaflığın güven inşasındaki rolüne de değinen Köseoğlu "Hesap vermek demek suistimalleri kontrol altına alınması ve kaynakların doğru kullanılmasını sağlar" şeklinde konuştu. Köseoğlu'nun vurguladığı bir diğer hayati konu ise ekonomik özgürlüktü. Proje bazlı fonların kurumsal bağımsızlığı zedeleyebileceğini belirten Köseoğlu "Kendi kaynaklarını sağlayan kurumlar her alanda bağımsız çalışırlar" sözleriyle sivil toplumun öz kaynak yaratma zorunluluğunu dile getirdi. Moderatör Nesrin Karataş'ın da desteklediği bu vizyon bağışçı bağımlılığından kurtulmanın sivil toplumun rüştünü ispatlaması için aşılması gereken en kritik eşik olarak değerlendirildi.