Adana'da 3-4 Ekim tarihlerinde düzenlenen kongrede, Siyonizmle mücadelenin teolojik, ideolojik ve küresel boyutları ele alınırken sürecin anlık tepkilerden ziyade aile ve eğitim merkezli, düşünsel bir inşa hamlesiyle sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.
“Siyonizmle Mücadeleye Nereden Başlamalı, Nasıl Başlamalı?” ana temasıyla Yüreğir Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Adana Anti-Siyonizm Kongresi, Türkiye'den ve yurt dışından kırk beş konuşmacıyı bir araya getirdi. Akademisyenler, psikologlar, şairler ve farklı disiplinlerden uzmanların katılım sağladığı iki günlük programda, Siyonizm kavramının ne olduğu tüm ayrıntılarıyla değerlendirilerek bu ideolojiye karşı izlenebilecek stratejik yollar üzerinde duruldu. Etkinlik, uluslararası düzeyde bir bilgi ve tecrübe paylaşımı zemini oluşturarak sivil toplum kuruluşlarına ve katılımcılara çok yönlü bir perspektif sundu.
DÜŞÜNSEL BİR İNŞA HAMLESİ
Kongrenin ilk gününde konuşmacı olarak yer alan Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gazi Kılıçparlar, sivil toplumun bu süreçteki rolüne dikkat çeken önemli değerlendirmelerde bulundu. Kılıçparlar, Siyonizmle mücadelenin yalnızca gelişmelere verilen duygusal tepkiler üzerinden yürütülemeyeceğini, sürecin mutlaka düşünsel, kültürel ve toplumsal bir inşa hamlesiyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Siyonizmin sadece siyasi yönüyle değil teolojik, ideolojik ve küresel kodlarıyla da tanınmasının büyük önem taşıdığını belirten Kılıçparlar, tarihsel hafızanın canlı tutulmasının ve Kudüs-Filistin davasında toplumsal bilincin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.
AİLE, EĞİTİM VE BOYKOT VURGUSU
Toplumsal mücadele yöntemlerine de değinen Kılıçparlar, sürecin bireysel yaklaşımlar yerine "biz" şuurunu merkeze alan, özellikle aile ve eğitim ekseninde yapılandırılmış bir zeminde yürütülmesi gerektiğini savundu. Üniversitelerde Kudüs ve Filistin tarihine yönelik akademik çalışmaların hız kazanmasının hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, genç nesillerde aidiyet ve sorumluluk bilincinin ancak bu yolla pekiştirilebileceğini aktardı. Kılıçparlar ayrıca, ekonomik boykotun sadece geçici bir eylem değil, toplumsal farkındalık yaratacak ve kalıcı bir duruş sergileyecek güçlü bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Farklı alanlardan gelen uzmanların kapsamlı sunumları ve karşılıklı fikir alışverişleriyle zenginleşen uluslararası kongre, ikinci günün sonunda yapılan genel değerlendirmelerin ardından başarıyla tamamlandı.
